![]()
İlginç Olmak İnsanın Yapısında Var!
Sizde ilginç buldugunuz ve basınızdan gecen ilginc olayları paylasırmısınız?
![]()

Adamın biri, bir cumartesi gecesi evine dönüyomuş. Birden 15-16 yaşlarında sevimli bir kızın yolun kenarında otostop yaptığını görmüş. Adamın da aynı yaşlarda iki kızı varmış. Hemen arabayı kızın yanına yanaştırmış, “Gece yarısı böyle ıssız bir yerde napıyosunuz Allah aşkına? Bu saatte otostop mu yapılır?” demiş. Kız, “Uzun hikaye. Rica etsem beni evime götürür müsünüz? Buraya çok yakın. Bu iyiliğinizi ömür boyu unutmam” diyerek arka koltuğa oturmuş.
Kızın üzerinde cicili bicili, hoş bi elbise varmış. Evinin adresini vermiş. Gerçekten de yakınmış ev. Adam eve vardığında önünde durmuş, “İşte geldik küçük hanım” diyerek arka koltuğa dönmüş ama arkada hiç kimse yokmuş. Gözlerine inanamamış tabi. Hemen arabasından inip evin kapısını çalmış. Beyaz saçlı, çok yorgun görünen yaşlı bi kadın açmış kapıyı. Adam heyecanla, “Bana inanmayacaksınız ama yoldan küçük bi kız aldım. Bana buranın adresini verdi ama tam geldiğimizde...” Yaşlı kadın adamı susturmuş, “Biliyorum, biliyorum” demiş, “Sonra da ortadan kayboldu di’mi? Bu başımıza ilk defa gelmiyo. Her cumartesi akşamı aynı şey olur...”
Meğer kız bi cumartesi gecesi diskodan dönerken trafik kazası geçirmiş ve oracıkta ölmüş. Şimdi her cumartesi gecesi kazada öldüğü yerden otostop yapıp evine gelmek istiyomuş ama bunu bugüne kadar başaramamış. Kadın bunları anlatırken adamın gözü piyanonun üzerindeki kızın fotoğrafına ilişmiş. Evet, kız aynı kızmış ve üzerinde de aynı elbise varmış.
Bu yazıyı bizimle paylaşan "Bircan Atıcı" arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ramazan ayinin ortalarındaydık. Ertesi gün oruç tutmak için sahura kalktım ve uykulu bir halde yemek yedikten sonra, henüz daha soğumayan sıcak yatağıma uzandım. Uykuya dalar gibi olmamla birlikte üzerimde bir ağırlık hissettim. Gözümü açtım ve hareket etme çabalarım sonuçsuz kaldığını gördüm. Yatağımın bulunduğu yerden yemek masasında yemek yiyen annemi görmeme rağmen bir türlü hareket edememem, beni çok şaşırtmıştı. Vücudumun hiç bir noktasını hareket ettiremememin yani sıra parmağımı bile kıpırdatamamam beni iyice telaşlandırdı. Çünkü daha önceden böyle bir olayla hayatım boyunca karsılaşmamıştım. Müthiş bir güç harcamama rağmen hareket edemiyordum ve avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Aman Allah’ım sesim de çıkmıyordu. Yaklaşık 3-
Uyku felcidir. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kasları çalışmaz.
Böyle olmasaydı, biz rüyalarımızı oynar hale gelirdik. Rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz.
Bunu herkes hayatının bir döneminde en az bir kez yaşamıştır. Korku verici bir durumdur. Ama saniyeler içinde kendiliğinden düzelir. Karabasanın olma nedeni; uykudan uyanmamıza rağmen REM uykusundaki fizyolojik felç halinin, uyanır uyanmaz çözülmemesine bağlıdır.
Bilimsel yönü dışında...
Karabasanın,insanın uyanışı esnasında fiziksel,eterik ve astral bedeninin aynı zamanda biraraya gelmediklerini ve birinin dışardayken(tam olarak bedene girmemiş halde) diğerinin bedene dönmüş olduğunu biliyorum. Odayı hisseder,görürsünüz,hatta dokunduğunuzu da hissedersiniz,yatakta olduğunuzu da...
Fakat bağırsanız sesiniz çıkmaz,çünkü astral bedeninizle bağırıyorsunuz,fiziksel bedeninize aynı uyarıyı gönderemiyorsunuz. Aynı şekilde bu sebepten ötürü fiziksel bedeninizi hareket ettiremezsiniz.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bir akşam 4 arkadaş evde oturyorduk. Saat 20.30 sularıydı... En büyüğümüz olan Güner "üç harfliler hakkında muhabbet edelim" dedi ve sonra herkes alay etti.Tam yatmaya hazırlanırken Mervenin yastığının altından üçken şeklinde bir şey çıktı. Mavi renkli ve hepimiz şaşırdık. "Bu ne?" dedik. Birden en bilgilimiz ve en cesurumuz olan Melis Ablamız onun "Muska" olduğunu söyledi. Biz çok korkmuştuk. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Baho arkaşımız "Muskayı açalım" dedi ve herkes itiraz etti. "Olmaz olmaz lanet gelir." dedi ve Baho arkdaşımız muskayı alarak herkezin gözüne bakarak yavaş yavaş açtı. Arapça harflerin olduğunu anladık. Muskayı araştırdık.... Bir arkdaşımız İmamhatip Lisesinde okuduğu için hemen onu aradık. MSN den resmini gönderdik. Arkadaşımız bize "Lanetli bişe lduğunu evde namaz kılmalarını söylüyordu" Ama aramızda namaz kılmasını bilen yoktu! Bizde muskayı yakalım dedik böylece lanetten kurtuluruz dedik ve en cesurumuz olan Baho muskayı yaktı. O anda birden karanlık oldu her yer Güner arkdaşımız şartterlere bakmaya gitti o anda garip arapça sesler fısıldıyorlardı birileri çok korkmuştuk ne yapacağımızı bilmiyorduk aklımıza imamhatipteki arkdaşımız geldi ama bulamıyorduk onu duvarlarda bazı şeyler geziyordu Baho abowww die bağırmaya başladı Melis ağlıyordu imamhatipteki arkdaşımızı telefonla aramaya çalıştık telefondan gülme sesleri geliyordu ve bu hikayenin sonuna inanmıcaksınız çünkü bu hikayeyi yazan imamhatipteki okuyan bendim o 4 arkadaşımızı kimi duvara montalanmış kiminin ödü patlamış kollar bacaklar dehşet bir şekilde biz bu laneti hala araştırıyoruz ama bulamıyoruz ... siz siz olun dalga geçmeyin....!
Bu yazıyı bizimle paylaşan "Bircan Atıcı" arkadaşımıza teşekkür ederiz.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Şu an 17 yaşındayım ve olay bundan 3-4 sene evvel YAŞANMIŞTIR. O yaz en büyük zevkimiz arkadaşlarla gece aşağı inmek idi ve hemen hemen indiğimiz her gece birbirimize korku hikayeleri anlatırdık. Anlattığımız hikayeler genelde kendi hayal ürünümüz olurdu fakat anlatırken sanki yaşamış gibi anlatırdık ve kendi uydurduğumuz hikayeye o ortamın verdiği gerilimle kendimiz de inanır ve korkardık. İçimizde en çok hikaye anlatan Nedim diye bir arkadaşımız idi. Nedim yaşça bizden büyüktü ve bizi korkutmayı iyi başarıyordu açıkçası. Yine böyle bir gecede Nedim bize çok ilginç bir hikaye anlattı. Hikayeye göre bazı insanlar sebepsiz yere içlerinden gelen bir ateşle küle dönüşecek kadar yanıyorlarmış. Bu yanma o kadar çabuk gerçekleşiyomuşki, kendisini kurtarmaya zamanı olmuyormuş kurbanın. Ayrıca bu olay kurban yalnızken gerçekleşiyormuş, yani görgü tanığı olmuyormuş hiçbir zaman. Bu anlattığı hikaye ilginç olduğu kadar inandırıcı gelmemişti çoğumuza. Fakat Nedim evinden getirdiği ansiklopedi de yazılanları bize gösterince tüylerimiz diken diken olmuştu hepimizin. Bu olaylar gerçek yaşanmış olaylar olarak anlatılıyordu ansiklopedide kanıtları ile. O gece eve koşar adımlarla çıktım ve bütün gece gözlerime uyku girmedi. Ertesi gün ise belki hepimiz için hayatımızın en korkunç günü olmuştu. Gelen habere göre Nedim bir sokak arasında ölü bulunmuştu ve işin ilginç yanı Nedim'in gömüldüğü mezarlıkta 1 hafta sonra yangın çıkmıştı ve bütün mezarlar yok olmuştur.İnanmayan arkadaşlar eski gazeteleri karıştırabilirler. Tarih: 3 Eylül 1997, Mersin mezarlığı orman tarafında onlarca mezar yanmıştır..
Bu yazıyı bizimle paylaşan "Bircan Atıcı" arkadaşımıza teşekkür ediyoruz..
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İngiltere'de okuyan iki Türk kızı yurttta aynı odada kalıyorlarmış. Bir gece kizlardan biri arkadaşının evine ders çalışmak için gidecekmiş.
Diğer kızla vedalaşıp çıkmış ama daha yurttan 100 metre falan uzaklaşmış ki ders kitaplarından birini unuttuğunu farketmiş. Odaya geri dönmüş tabiyatıyla. Kapıyı açtığında ışıkların kapalı olduğunu görmüş. "Banu yattı heralde" diye düşünüp ayaklarının ucuna basa basa karanlıkta kitabını aramış. Bulamayınca da, "Şimdi kızcağızı rahatsız etmeyim, nasılsa arkadaşımda aynı kitaptan var. İdare ederiz artık" deyip çıkıp gitmiş. Ertesi sabah sınavdan sonra odasına döndüğünde bir de ne görsün! Oda baştan aşağı kan içinde! Arkadaşının vücudu da parçalar halinde oraya buraya dağıtılmış.
Duvarda da (muhtemelen kızın kanıyla yazılmış) bir yazı varmış:
Aren't you glad, you didn't turn on the lights?
(Işıkları açmadığın için memnun musun?)
Bu yazıyı bizimle paylaşan "Berna Akdemir" arkadaşımıza teşekkür ederiz.
Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Üniversite öğrencisi olan arkadaşlar bilirler; üniversiteye yeni gelen öğrencilere cik veya cig denir(yöreye göre değişir). Ve bu cik arkadaşlara yurtlarda genelde şaka
yapılır ve bunada cik şakası derler.... işte asıl olay bu şakalarda bitiyor eğer yapılan şakanın sonrasını göremeyen bazı şakacı arkadaşlar istenmeyen bazı kötü olaylara sebep oluyorlar.
Bunların bir örneğini anlatacağım size şimdi......
Olay devlet yurdunda geçiyor yeni gelen öğrenci odasına yerleşiyor.. oda da 3. sınıftan birbiri ile kanki olan iki şakacı arkadaş daha kalmaktadır... ve bu yeni geleni görünce akıllarına tabi hemen bi şaka yapmak geliyor düşünüyorlar düşünüyorlar ne yapalım diye ondan sonra birinin aklına şeytanca bir fikir geliyor o sırada oda da bulan 4. kişi yoktur... bu kişi de diğer iki kişinin yine arkadaşı...şakanın konusu ise boş olan yatakta güya eskiden bunların samimi bir arkadaşı kalıyormuş ve bu yatakta ölmüş....bunun üzrine bi şaka yapacaklar bu salak iki kişi...oda da bulunmayan 4. elemanı hemen buluyorlar kantinden ve plan yapmaya başlıyorlar o gece o odaya gelmeyecek ve onun resmini gece yeni gelen öğrenciye gösterecekler ve gecenin en ucra zamanı bu odaya beyazlar içinde yüzü unlu bir şekilde gelip çocuğun üzrine oturup korkutma operasyonuna başlayacaklar.
Neyse herşey plana uygun bir şekilde devam eder bunlar o elemanın resmini gece çocuğa gösterirler ve anlatmaya başlarlar. İşte bu arkadaşımız gece kabuslar görüp kalkardı. Yatakta boğulurdu kendi kendine sanki biri onu boğuyormuş gibi. Ve sonunda birgün yüzü mos mor bir şekilde ölü halde yatakta bulduk şeklinde saçmala¤¤¤¤¤ çocuğun beyninde bir korku bırakırlar.
Biraz zaman sonra herkes uyur.. bütün yurt sesizliğe boğulduktan sonra bu 4. elemen odaya gelir. Beyazlar içinde ve yüzü unlu yani bembeyaz. Ve yavaşça çocuğun üzerine çıkar ; bunun boğazına sarılır......
Yeni gelen öğrenci hemen uyanır ve karşısında resimdeki ölen çocugu görünce birden neye uğradıgını şaşırır ve ne yaptığını bilmez halde çığlıklar ata ata fırlar yataktan. O şakacı çocuğu da iter üzerinden ve cama doğru koşar. Atla¤¤¤¤¤ kaçmak ister ki bu en doğal refleksmiş bilnç altında. çünkü korku anında insan ne yaptığını tam olarak bilmez. Vede atlar zavallı ama gelin görün ki bulunduğu kat 4. kat ......... alın size ŞAKA ?????????????artık şaka denirse......
BU ARADA YORUMLARI UNUTMAYALIM ARKADAŞLAR ....
Yorum (6) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı